İnternet yaşamdır 
                                         Mustafa Akgül 
                                       akgul@bilkent.edu.tr 
                                         12 Nisan 2001

Bugün Türkiye İnternet'i 9 yaşına girdi. Bu 4. "İnternet Haftası". Bu kasımda "Türkiye'de İnternet Konferansı"nın yedincisini İstanbul'da yapacağız. Şubat'ta "3. Akademik Bilişim"i yaptık. 98'de yegane "Kamu-Net Konferansı"nı yaptık, artık yenilerini yapmak istiyoruz. Mayıs'ta "Bilişim Teknolojileri Işığı'nda Eğitim" Konferansı'nı yapıyoruz. Biz üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve İnternet sektörü olarak yoğun bir çaba içinde, Türkiye İnternet'inin önünü açmaya, İnternet'i Türkiye gündemine yerleştirmeye çalışıyoruz.

9-23 Nisan tarihlerinde tüm Türkiye'de kutlamaya çalıştığımız İnternet haftasının amacı, İnternet'i geniş kitlelere tanıtmak, büyütmek, yeni projeler başlatmak, sorunları saptamak, çözüm aramak, bu konularda ortak akıl üretmek, ulusal politikalar oluşturulmasına katkıda bulunmaktır.

İnternet Üst Kurulu olarak bu sürede Türkiye'nin İnternet'i konuşmasını, keşfetmesini, düşünmesini, Türkiye'nin gündemine İnternet'in oturmasını istiyoruz. İnternet Haftası'nın bir İnternet şenliği olarak algılanmasını istiyoruz. Gönlümüz bu etkinliklerin her ilde, her ilçede, her okulda, her kütüphanede, her köyde, her kamu kurumunda, her büyükçe iş yerinde olmasındadır. Her bireyden mütevazı katkılar bekliyoruz: komşuna internet öğret, webe hobini aktar, insanların interneti düşünmesini sağla; kısaca Türkiye İnterneti için bir sey yap! Bu yıl 15 kadar ilde ve 40 kadar kurumda, 100'u aşkın etkinlik yapılacaktır. Etkinlikler, ulusal boyutta politikaların tartışıldığı panellerden, özürlülere yönelik toplantılara, ögrenci, ögretmen eğitiminden, İnterneti ayakta tutan teknik adamların eğitimine; İnternetin ticari boyutundan, soysal boyutuna geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Sayısal kopuşu önlemek, İnternet kültürünü yamak için bu sene öne çıkardığımız Pilot projeler: mezunların, firmaların ve sivil toplumun okullarına sahip çıkarak, kendi okulları İnternete bağlamak, enformasyona erişim merkezi olan Halk kütüphanelerini İnternete bağlamak, Belediyelerde ınternet evi açarak hem halkı internetle tanıştırmak hem de katılımcı demokrasiye geliştirmek, ve organize sanayi bölgelerinde elektronik ticaret'in temellerini atacak internet evleri açmaktır, kültürel mirası ve özel merakları İnternete aktarmaktır.

Bizler İnternet sektörü olarak, İnternet'in Sanayi Toplumundan daha köklü bir değişimi temsil ettiğini, yaşamın her boyutunda köklü değişiklikler meydana getirdiğini, bireysel, toplumsal ve siyasal yaşamda, iş hayatı, sağlık, eğitim ve eğlencede yeni olanaklar, ufuklar ve tehditler oluşturduğunu düşünüyoruz. Bu değişim, ekonominin yapısını, ülkenin rekabet gücünü, insan gücü gereksinimi profilini, mesleklerin yapısını değiştirmeye başlamıştır. Birey ve bireysel gelişme, kol emeği yerine beyinsel emek, bilim, bilgi, teknoloji ve ar-Ge öne çıkmaktadır.

İnternet ve onun temsil ettiği teknolojiler, bıreyler, kurumlar ve ülkeler için stratejik önemdedir. Bu teknolojilerde geç kalan, ülkeler, kurumlar ve bireyler ciddi bir tehdit altındadırlar. Dünya ile rekabet etmek, Avrupa Birliği'nin parçası olmak isteyen Türkiye'nin İnternet'te geç kalmak gibi bir lüksü yoktur. İnternet'te geç kalmak 3. sınıf ülke olmayı kabul etmektir. Türkiye'nin İnternet ve temsil ettiği teknolojileri en az Avrupa Birliği kadar ciddiye alması gerekir. İnterneti algılıyamamış, geri kalmış bir Türkiye'nin avrupa birliği hayali olamaz. Öte yandan, İnterneti ekonomik ve toplumsal yaşamaın bir parçası yapmış bir Türkiye Avrupa birliğinin dogal ortağı olacaktır.

Dünyada, 420 milyon civarında İnternet kullanıcısı, 110 milyon civarında İnternet'e bağlı bilgisayar, 35 milyon civarında alan adı ve 25 milyon civarında Web var.

Türkiye'de ise 2 milyon civarında abone 4 milyon civarında kullanıcı, 110 bin civarında bilgisayar, 27 bin alan adı, 15 bin civarında web var. Yurt dışında da bır bu kadar web vardır diye düşünüyoruz.

Türkiye İnternet'i 8 sancılı yıl geçirdi. Eşit olmıyan bir gelişme gözlüyoruz. Son bir kaç yılda, özel sektörümüzün ilgisi arttı ve sağlıksız bir rekabet sözkonusu oldu. Olumlu gelişmelere rağmen, ama alt yapıda ciddi sorunlar devam ediyor. Düzenleyici yapılanmalar oluşum aşamasında, taşlar henüz yerine oturmadı. İnsan gücü açığımız had safhada. Türkiye İnternet'ini kötü çalıştırıyoruz. Kamu, okullar, kütüphaneler, tarım sektörü ve KOBİ'lerde sınıfta kalmış durumdayız. Henüz İnterneti üretim için kullabildiğimizi söylemek mümkün değil.

Ülke olarak, Türkiyenin İnterneti doğru algılıyabildigini söylemek, yapılanlara ve belgelere baktığımızda pek mümkün gözükmüyor. Ortada dişe dokunur bakış açısı, hedef, plan, örgütlenme, kaynak ve sorumlu yok. Ülkenin büyük partilerinden biri İnternetin dışında, webi olmıyan bakanlıklarımız var, kendi yerel ağını 200 metre ötedeki santrala bağlıyamayan köklü bakanlıklarımız olgusunu başka nasıl açıklıyabiliriz? İrlandadan İsraile, Singapurdan Malezyaya, Koreden Japonyaya geniş bir yelpazede bu teknolojilerin büyüme için stratejik önemini kavramış ülkeler; partiler üstü ulusal politikalar, örgütlenme, mekanizma ve eylem planları ile ülkelerini bu teknolojileri donatıp iş dünyası ve vatandaşlarına rekabet yeteneği kazandırmanın yolunda ilerliyorlar.

Ülkemiz, matbaa ve sanayii devrimini kaçırmıştır ve sonuçları ortadadır, oluşmakta olan internet ve bilişim devrimini kaçırmanın sonuçları sanayi devrimine oranla kıyaslanamaz ölçüde olacaktır. Ülkemiz bu fırsatı kaçırma lüksüne sahip değildir

Türkiye bir an önce Kamu, özel sektör, sivil toplum örgütleri, üniversiteleri de kapsayacak şekilde katılımcı ve saydam mekanizmalar kurmalıdır. Bu mekanizmalar, partiler üstü ulusal politikalar, örgütlenme modelleri, mekanizmalar , ve eylem planları oluşturmalıdır. Eylem planları esnek, ayakları yerde ve takvime bağlı olmalıdır. Ölçülebilen somut hedefler tesbit edilmeli ve hayata geçirilmelidir. Bu bağlamda bir "Bilişim Şurası" toplanmalıdır.

Ülkemiz 10 yıldır TT'nin satışından gelecek paraya odaklanmış, ancak asıl üzerinde durulması gerekenin iletişim altyapısının gelişmesi ve rekabete açılması olduğu gözden kaçırılmıştır. TT'nin tekelinin bir an önce sona erdirilerek, sektör rekabete açılmalıdır. Veri iletişim hizmetlerinde rekabeti sağlamak, fiyatların düşürülmesi ve süreçleri hızlandırmak için bakanlık, telekomünikasyon kurulu ve rekabet kurulu işbirliği yapmalıdır. Bu amaçla lisanslama süreci hızlandırılmalı, omurga işletmeciliği dahil sektör tam rekabete açılmalıdır. Türkiye altyapıya ve insan gücune ciddi yatırım yapmalıdır.

TTnin zon zamlarının Türkiye İnternetini olumsuz etkiliyecegi açıktır. Rekabet Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu ve Bakanlığın meseleye saydam, katılımcı ve bilimin ışığında bakmasını umuyorum. İnternet hizmeti yol, su, elektrik gibi temel bir kamu hizmetidir. Tüm dünyada, bu altyapı hizmetlerinin düşük olması ana ilkedir. Ülke açısından odaklanılması gereken bu altyapı üzerinden yaratılan katma değerdir. Bu arada, Internet hizmetlerindeki KDV oranı, internetin temel bir kamu hizmeti olması sebebiyle gıda gurubuna uygulanan KDV oranı düzeyine çekilmelidir.

Ülkemiz Bilişim teknolojilerini sadece iyi kullanmakla yetinmeyip, bu teknolojileri üretmelidir. Bunun için geniş bir yelpaze de teknisyeninden doktoralı araştırmacıya insan gücü yetiştirmelidir. En büyük sermeyimiz yetişmiş insan gücü olacaktır. İnsan gücü açığı konusunda radikal tedbirler alınmalıdır. Üniversiteler yeniden yapılandırılmalı, talep olmayan alandaki kontenjanlar azaltılıp, bilgi teknolojileri alanlarında kontenjanlar artırılmalı ve gerekirse, öğretim üyeleri yeniden eğitilmelidir. Öğretim üyeliği mesleği cazip hale getirilmelidir. Teknik formasyonu olan, işsiz üniversite mezunları bilgi teknolojileri alanında yeniden eğitilmelidir. Üniversiteye giremiyen gençler içinde 1-2 yıllık sertifika programları düşünmek zorundayız.

Kamunun İnternet'e taşınması,bir eylem planı eşliğinde, iç işleyişi ve vatandaşa hizmet açısından hedeflenmeli, somut, ölçülebilir adımlarla hayata geçirilmelidir. Bu projeler için katılımcı, saydam, degerlendirme, iç denetim mekanizmaları kurulmalıdır. 1998'de oluşturulan Kamu-Net çalıştırılmalı, kamu projelerindeki gelişmeler kamu oyuna açıklanmalıdır. Kamu projelerindeki gelişmeler hakkında rapor vermek, projeler arası koordinasyona olanak vermek için Kamu-Net konferansı her yıl toplanmalıdır.

İnternet teknolojilerini saydamlaşma, katılımcı demokrasi, toplumu bilgilendirme, hesap sorma ve hesap verme mekanizması olarak kullanmalıyız. Türk toplumunda çekirdek bir kütle İnterneti bu anlamada kullanmaya başlamıştır, ve saydamlık, toplumsal denetim ve katılımcı yönetim taleb etmekteler.

İnternet Türk toplumunun uzun soluklu özlemi olan çağdaş, kalkınmış, dünya ile bütünleşmiş, sosyal adaleti sağlamış, insana saygılı bir toplum olma özlemi için tetikleyici, katalizör olmaya hazır bekliyor.

Gelin, ülke olarak ortak aklımızı, katılımcı mekanizmaları oluşturup beraberce hayata geçirelim.

İnternet yaşamdır.

http://internethaftasi.org.tr/akgul-2001.html