İnternet yaşamdır Mustafa Akgül akgul@bilkent.edu.tr

12 Nisan 2002

Bugün Türkiye İnternet'i 10 yaşına girdi. Bu 5. "İnternet Haftası". Her yıl "Türkiye'de İnternet Konferansı", " Akademik Bilişim" "Bilişim Teknolojileri Işığı'nda Eğitim" Konferanslarını yapıyoruz. Biz üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve İnternet sektörü olarak yoğun bir çaba içinde, Türkiye İnternet'inin önünü açmaya, İnternet'i Türkiye gündemine yerleştirmeye çalışıyoruz. E-türkiye ve Bilişim Şurası çalışmaları ile kamu, özel sektör, üniversiteler, ve sivil toplum kuruluşları olarak beraber çalışma ve ortak akıl oluşturma sürecine girme eğilimindeyiz.

8-21 Nisan tarihlerinde tüm Türkiye'de kutlamaya çalıştığımız İnternet haftasının amacı, İnternet kültürünü yaymak; İnternet'i geniş kitlelere tanıtmak, büyütmek, yeni projeler başlatmak, sorunları saptamak, çözüm aramak, bu konularda ortak akıl üretmek, ulusal politikalar oluşturulmasına katkıda bulunmaktır.

İnternet Kurulu olarak bu sürede Türkiye'nin İnternet'i konuşmasını, keşfetmesini, düşünmesini, Türkiye'nin gündemine İnternet'in oturmasını istiyoruz. İnternet Haftası'nın bir İnternet şenliği olarak algılanmasını istiyorduk ve hala istiyoruz. Gönlümüz bu etkinliklerin her ilde, her ilçede, her okulda, her kütüphanede, her köyde, her kamu kurumunda, her büyükçe iş yerinde olmasındadır. İnternetin önemini kavramış her bireyın kendine "Bugün Türkiye İnterneti için ne yaptın?" sorunu sormasını ve mütevazı katkılar bekliyoruz: komşuna internet öğret, webe hobini aktar, insanların interneti düşünmesini sağla gibi. Bu yıl 30 kadar ilde ve 60 kadar kurumda, 200'u aşkın etkinlik yapılacaktır. Etkinlikler Edirneden Hakkariye çok geniş bir bölgeyi kapsıyor. Bu yıl 235 bin çeşitli büyüklüklerde afiş bastık ve dağıttık. Okullara, belediyelere, PTT, Telekom, gar ve hava meydanlarına, halk kütüphanelerine, büyük şehir metrolarına afiş astık. Bu yıl Ulaştırmanın yanında, Mili Eğitim ve İçişleri Bakanlıklarında yakın destek gördük. Başta Aydın , İsparta, Van, Hakkari olmak üzere illerde Üniversiteler ve Valilik beraber çalışarak yoğun etkinlikler yapıyorlar. Sponsorlarımıza, yoğun etkinlikle destek olan herkeze, özellikle Kosgeb, Üniversitelere, TOBB ve LKD'ye teşekkür ederiz. Etkinliklerımız , ulusal boyutta politikaların tartışıldığı panellerden, özürlülere yönelik toplantılara, ögrenci, ögretmen eğitiminden, İnterneti ayakta tutan teknik adamların eğitimine; İnternetin ticari boyutundan, soysal boyutuna geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

İnternet Haftası özünde bir sivil girişimdir. Biz sivil topluma yönelik bazı projeleri her yıl gündeme getiririz. Toıplumdan yeteri desteği bulamasakda doğru olduğu için öne sürmeye devam edeceğimiz projeler sayısal uçurumu önlemek İnternet kültürünü yaymak içindir. Bunlar: mezunların, firmaların ve sivil toplumun okullarına sahip çıkarak, kendi okulları İnternete bağlamak, enformasyona erişim merkezi olan Halk kütüphanelerini İnternete bağlamak, Belediyelerde internet evi açarak hem halkı internetle tanıştırmak hem de katılımcı demokrasiye geliştirmek, ve organize sanayi bölgelerinde elektronik ticaret'in temellerini atacak internet evleri açmaktır, kültürel mirası ve özel merakları İnternete aktarmaktır.

Bizler İnternet sektörü olarak, İnternet'in ülkemiz için hayati önemde olduğunu düşünüyoruz. İnternetin, Sanayi Toplumundan daha köklü bir değişimi temsil ettiğini; bireyin, entellektüel emeğin; bilim, teknoloji ve araştırma geliştirmenin öne çıktığı; bilginin bir üretim faktörü olduğu, yetişmiş insanın en önemli sermaye olduğu bir toplum biçimine doğru taşıyıcı, geliştirici ve katalizör olduğunu düşünüyoruz. Yaşamın her boyutunun bu değişimden etkilendiğini, başta ekonomi olmak üzere toplumsal ve siyasal yaşamın da etkilenmekte olduğunu görüyoruz. Bunun ise toplumda bir yeniden yapılanmayı getireceği açıktır.

İnternet ve onun temsil ettiği teknolojiler, bireyler, kurumlar ve ülkeler için stratejik önemdedir. Bu teknolojilerde geç kalan, ülkeler, kurumlar ve bireyler ciddi bir tehdit altındadırlar. Dünya ile rekabet etmek, Avrupa Birliği'nin parçası olmak isteyen Türkiye'nin İnternet'te geç kalmak gibi bir lüksü yoktur. İnternet'te geç kalmak 3. sınıf ülke olmayı kabul etmektir. Türkiye'nin İnternet ve temsil ettiği teknolojileri en az Avrupa Birliği kadar ciddiye alması gerekir.

Dünyada, 600 milyon civarında İnternet kullanıcısı, 150 milyon civarında İnternet'e bağlı bilgisayar, 35 milyon civarında alan adı ve 25 milyon civarında Web var.

Türkiye'de ise 2 milyon civarında abone 4-5 milyon civarında kullanıcı, 6-7 milyon civarında İnternete erişebilen kişi, 130 bin civarında bilgisayar, 34 bin alan adı, 20 bin civarında web var. Yurt dışında da bir bu kadar web vardır diye düşünüyoruz.

Türkiye İnternet'i 9 sancılı yıl geçirdi. İnternetimiz kafasını gözünü yara yara gelişiyor. Henüz kamu, özel sektör ve sivil toplum olarak, ne kendi aramızda nede ülke boyutunda ortak akıl ve ortak eylem birliğine gidemedik. Sektörü rekabete açmada, insan gücü yetiştirmede, kültürü yaymada, pilot projeler oluşturmada pek başarılı değiliz. Ulusal boyutta örgütlenme, teşvik ve düzenleme mekanizmları kurmakta, bir eylem planı oluşturmak ve hayata geçirmekte ciddi bir adım attığımızı henüz söylemek mümkün değil.

Ülke olarak, Türkiyenin İnterneti doğru algılıyabildigini söylemek, yapılanlara ve belgelere baktığımızda pek mümkün gözükmüyor. Ortada dişe dokunur bakış açısı, hedef, plan, örgütlenme, kaynak ve sorumlu yok. Halbuki dünyada İrlandadan İsraile, Singapurdan Malezyaya, Koreden Japonyaya geniş bir yelpazede bu teknolojilerin büyüme için stratejik önemini kavramış ülkeler; partiler üstü ulusal politikalar, örgütlenme, mekanizma ve eylem planları ile ülkelerini bu teknolojileri donatıp iş dünyası ve vatandaşlarına rekabet yeteneği kazandırmanın yolunda ilerliyorlar.

Ülkemiz, matbaa ve sanayii devrimini kaçırmıştır ve sonuçları ortadadır, oluşmakta olan internet ve bilişim devrimini kaçırmanın sonuçları sanayi devrimine oranla kıyaslanamaz ölçüde olacaktır. Ülkemiz bu fırsatı kaçırma lüksüne sahip değildir

İnternet Haftasında toplumun İnterneti konuşmasını, düşünmesini, tartışmasını ve ulusal politikaların gündeme gelmesini istiyorduk hala da istiyoruz. Ama, geçen yıl bir karabasan gibi yaşadığımız RTÜK yasası, İnternet haftasında, adeta bir doğum günü hediyesi olarak meclise gönderildi. Bu bizim anlamakta çok zorlandığımız bir bakış açısı ve görebildiğimiz kadarıyla ülkemizin gelişmesi açısından ciddi olumsuz etkileri olacaktır.

Geçen yıl İnternetin marjinal problemlerinden kaynaklanan refleksel bir tepki yaşadık. Kimsenin fikir babalığı kabul etmediği, ve dolayısıyla açıkca savunmadığı İnterneti basın kanuna tabi kılma maddesi yogun kamuoyu tepkisi üzerine yumuşatılmaya çalışıldı. Ortaya kimseyi tatmin etmeyen, operasyonel olarak ne oldugunu hukukçuların yorumluyamadığı 26. madde kaldı. Gözden kaçan, İnternet dahil her tür iletişimi RTÜK'ün denetimine bırakan 14. madde var.

RTÜK ve yeniden RTÜK bana perhiz ve lahana turşunu hatırlatıyor. Bu taslakların hazırlanması ve şimdi aynı hızla geçirilirken, tüm üniversiteler, tüm sivil toplum, İnternet Kurulu ve TBMM Bilgi ve Bilgi Teknolojileri grubu devre dışı kaldı. Bunda ısrar etmek demek, biz katılımcılığa, ortak akıla inanmıyoruz demektir. Bizler bunu böyle algılayacagız. Sözlerden daha çok yapılanların önemli olduğu bir atasözümüzdür. E-türkiye ve Bilişim Şurası çalışmaları ile RTÜK yasasını ben aynı kaba koyamıyorum. İkisi bir arada olamıyacak kadar farklı.

Söz konusu 26 madde, refleksel tepkiye neden olan rahtasızlıkları önleyemiyecektir. Rahatsızlık vermek isteyenlerin daha dikkatli olması ve yurt dışında çalışmalarına yolaçacaıktır. Ama, bu arada sadece vatandaşlar , iyiniyetli unsurların internetden kaçınmlarına, kimliklerini gizleyerek etkinlik yapmaları, yurt dışı internetinde varolmalarına neden olacaktır. İnternetin yasal düzenlemesi uzun ince bir yoldur. Bunu 1-2 madde ya da bir iki yasa ile yapmaya kalkanlar, internetin teknik yapısını, uluslarası boyutunu, teknolojinin kaygan yapısını farkedemiyenlerdir. Biz üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve İnternet Kurulu olarak, İnternetin yasal düzenlemeleri sürecinde üzerimize düşeni katılımcı bir şekilde yapmaya razıyız. Yasal bir yapılanma için henüz hazır olmıyan çetrefilli konularda da "self regulasyon" ve "co-regulasyon" boyutunda çalışmaya hazırız, ve bunu ilan ettik.

Ülkemiz sürekli olarak İnternetin marjinal konularına odaklanıyor. Asıl odaklanması gereken noktaları ya hiç algılayamıyor ya da televole kültürü ağır basıyor. İnterneti bu toplumu birleştirmek, demokrasiyi geliştirmek, bilim ve teknolojiyi geliştirerek, rekabet gücünü artırarak dünya ile bütünleşmek için kullanmak zorundayız. Türkiye'de bu gerçekleştirecek yeterli öncü kadrolar var. Bunu hayata geçirmek, derecesi farklı olmakla birlikte hepimizin ortak sorumluluğudur.

Çözüm yönteme odaklanarak, katılımcı saydam mekanizmaları kurarak, ortak akıl ve ortak eylem birliği için mekanizmaları kurmaktır, ulusal uzlaşıyı aramaktır. Maalesef, katılımcılığı ve diyalogu reddeden RTÜK süreci bize umut verici işaretler göndermiyor. E-türkiye ve Bilişim Şurası sürecinde yeşermekte olan umutlara ciddi bir darbe vurmaktadır.

İnternet Türk toplumunun uzun soluklu özlemi olan çağdaş, kalkınmış, dünya ile bütünleşmiş, sosyal adaleti sağlamış, insana saygılı bir toplum olma özlemi için tetikleyici, katalizör olmaya hazır bekliyor.

Gelin, ülke olarak ortak aklımızı, katılımcı mekanizmaları oluşturup beraberce hayata geçirelim.

İnternet yaşamdır.

http://internethaftasi.org.tr/hafta02/akgul-2002.html