"TÜRKİYE'DE İNTERNET 5 YAŞINDA" KONULU TOPLANTIDA
CUMHURBAŞKANI SAYIN SÜLEYMAN DEMİREL'İN KONUŞMALARI

İNTERNET HAFTASI
TÜBİTAK FEZA GÜRSEY SALONU
15.04.1998


Değerli misafirler, önümüzdeki yüzyıl dünyasının şekillenmesinde en belirleyici araçlardan biri olmaya aday İnternet konusunu ele almak üzere gerçekleştirmekte olduğumuz bu toplantının düzenlenmesinde katkıda bulunanları tebrik ediyorum.

Bilgi üretiminde ve bilginin dolaşım hızında devrim niteliğinde gelişmelerin yaşandığı bir dönemin içindeyiz. Günümüzde en stratejik meta haline gelmiş olan bilgi dünyayı dönüştüren temel unsurlar arasında yer almaya başlamıştır. Dünya büyük bir hızla dönüşüme uğrarken yaşamlarımız ve beklentilerimiz değişmektedir. Bu dönüşümün pasif izleyicisi durumundaki toplumlar önümüzdeki yüzyılda etkisiz kalmaya mahkum olacaklardır. Dolayısıyla geleceğe dönük, çok yönlü stratejik planlama, önümüzdeki yüzyıla hazırlanmakta olduğumuz bu günlerde her zamankinden daha önemli bir hale gelmiştir. Burada tesbit bakımından bir konu üzerinde durmak istiyorum. Bizim toplumumuz eğer bugün çağdaş uygarlık seviyesini,çağdaş teknoloji seviyesini,çağdaş kalkınmışlık seviyesini yakalamak için uğraşıyorsa bu şu demektir, o seviyelerin gerisinde kalmışız demektir, onu yakalamaya uğraşıyoruz demektir.

Türkiye dünyada meydana gelen,uygar dünyada meydana gelen gelişimlerin farkına geç varmıştır. Bunları almakta gecikmiştir. Buhar bunlardan birisidir.Buharı almakta gecikilmiştir. Bunlardan birisi de elektriktir. 1950'li, 60'lı, 70'li yıllarda biz Türkiye'ye elektrik getirmek için uğraşırken elektriğin üzerinden 100 sene geçmiştir. Yani birşey icat ediliyor çok gerisinde kalıyoruz. Sonradan ona ulaşmak için gayret sarfetmiş olmamız netice itibariyle zaman kaybıdır.Şimdi elimizde bir fırsat var ve bu fırsat yeni bir çağa açılıyor ve bu çağ sizin müsadenize tabi değil. Önemli olan, bu çağın farkında olabilmektir. Bu bilim çağıdır,enformasyon çağıdır, yeni bir teknolojik çağdır ve kendine göre icatları olan bir çağdır. Çağdaş toplum dediğimizde yeni çağa uyabilen toplum demektir bu, bugünle yarın arasında köprüleri doğru kurabilen ortak hedef tesbit ederek geleceğini planlayabilen toplum demektir. Önemli hadise topyekün çağa uyabilme mecburiyetidir. Bugün bizleri bir araya getiren olgu, yarının dünyasını anlamak, o dünyaya kendimizi hazırlamak bakımından belirleyici bir mahiyet taşımaktadır. Son yıllarda iletişim ve ulaşım teknolojisindeki baş döndürücü ilerlemelerin insanları, ülkeleri giderek daha fazla birbirine yaklaştırması açısından ekonomideki özelleşmeden, dünyanın küçülmesinden, hatta küremizin bir uzay köyü haline gelmiş olmasından başka birşey değildir. Bunlar çok yeni kavramlar. Kimse bunların kolay kolay milyonların, kütlelerin bile olsa zihnine yerleştirileceğini sanmasın. Ama buradaki rehberliği daha çok başlangıç rehberliğidir ve bunu bilim adamları, bilim müesseseleri ve bu ülkenin entellektüelleri yapacaktır. Bu toplantıda ele alınmakta olan İnternet, bu klişelerin simgelediği büyük dönüşüme yeni bir ivme kazandırmakta ve bu dönüşümün önümüzdeki yüzyılda alacağı biçimin belirlenmesinde itici güç olacaktır. İnternet teknolojisi dünyada yeni değildir.

Türkiye'de ise 5 yıldır kullanılmaktadır. Mamafi, biraz evvel yapılan konuşmalar göstermiştir ki Türkiye bu treni kaçırmış değildir. Bunu farkına varmıştır, bu sevinilecek birşeydir. Bu toplantı da zaten bunu göstermiştir ve bu toplantıya gösterilen rağbet bizim bu işi zamanında yakalamış olduğumuzu göstermesi bakımından önemlidir. Biz bütün imkanlarımızla çağa uymak, çağın trenini kaçırmamak için uğraşıyoruz.

İnternete sahip çıkışımız da işte bu kaygılarımızdan birisidir. Bunun büyük bir potansiyel olduğu konusunda bir tereddüt yok. İnternet hayatın tüm alanlarını etkileyecek imkanlar sunuyor. İnternet vasıtasıyla dünya gerçek anlamda bir uzay köyüne dönüşmektedir. Bugün artık odamızdan çıkmadan uçsuz bucaksız bilgi oto yollarına, dünyanın en ücra köşelerine sanal seyahatler yapabilmekte, en uzak noktadaki insanlarla haberleşebilmekte, binlerce kilometre ötedeki bilgi kaynaklarına ulaşabilmektedir.

Burada tabirler var: Örneğin, bilgi otoyolu. Bunlar çok yeni tabirler ve baş döndürücü şekilde kavramlar meydana geliyor. Bu kavramların çoğu nazari kavramlar değil. Yani bu kavramlardan veya bu teknolojilerden hareketle kamu yararı çıkaracaksınız veyahut fayda çıkaracaksnız. Yani bunlar fantazi şeyler değil. Ve bunlara eğilmezseniz o yararlardan mahrum kalacaksınız. Bununla karşı karşıyasınız. Dünya 21. Asra girerken aslında bu bir iletişim devrimi değildir. İletişim devriminin ne getirdiği ne getireceği tümüyle anlaşılmış değildir. İnternet dediğimiz olay iletişim devriminin insanlara sunmuş olduğu önemli hadiselerden biridir. Ama hepsi değildir, belki çok küçük. Ve insanoğlu şuna kani ki geçen 2000 sene içerisinde yapılmış olan bütün keşifler, icatlar ve insanoğlunun refahını mutluluğunu, bir yerde de ızdırabını anlatmak için savaşları kastediyorum, elde edilmiş bulunan bütün teknolojiyi ve yeni teknolojiler geliştirecek yeni icatlar yeni keşiflerde bulunacak ve hiçkimse bunu kulak ardı etmesin. Bu geliyor.

Binlerce, onbinlerce kilometre ötedeki bilgi kaynaklarına ulaşacağız. Düşünün bu bilgi kaynaklarını meydana getirebilmek için kaç sene uğraştı insanoğlu. Ve buna hemen elinizi uzatıyorsunuz, o kadar yakın mesafede ulaşıyorsunuz. Bu çok büyük bir devrim. İnsanoğlu o kaynaklara sadece ulaşmakla kalmayacak ve yetinmeyecek, yeni kaynaklar ilave edecektir buna. Demin bahsetmek istediğim icatlar bunlardı.

Ekonomiden siyasete, kültürden eğitime tüm alanlarda yeni davranış kodları ve değerler ortaya çıkacaktır. Öncelikle burada İnternetin sunduğu imkanlar üzerinde durmak istiyorum. İnternet sayesinde ulusal sınırların dışında pazarlar arayan şirketlerin sayısında tam bir patlama meydana gelmiştir. Bundan 20 yıl önce sayıları 100'ü geçmeyen küresel ölçekte iş yapan şirket sayısı bugün milyonlara ulaşmıştır. Küçük ve orta ölçekli işletmeler İnternet sayesinde tüm dünyayı bir pazar olarak görme imkanına kavuşmuşlardır. Elektronik iş hayatı da yeni bir kavram olan "electronic business" dedikleri ticaretin 4. boyutu olarak tanımlanmaya başlanmıştır. İşte globalizm denilen olay da aslıda bu söylemeye çalıştığımız işlerin içindedir.

Yani globalizm dünyayı küçültmeye, dünyayı birbirine yaklaştırmaya bir araç oluyor. Türkiye bunun gerisinde değil. Türkiye globalizmin tam içerisinde. Bu ayın sonunda İzmir'de 2. Türk İşadamları toplantısı yapılacak. Bu toplantının meclisi bundan 2-3 sene evvel yapılmıştı; şimdi 2.si yapılacak. Bu Türkiye'den daha çok Türkiye dışında çalışan işadamlarına hitap eden bir toplantıdır. Bugün Türkiye'nin Türkiye dışında iş hayatını sürdüren elli bine yakın vatandaşı vardır. Yani biz de olduğumuz yerde kalmamışız, sınırlarımızı aşmışız. Ve bu yeniliklerin hiç birisinin gerisinde değiliz. Belki istediğimiz kadar içinde, ilerisinde olmak için çırpınıyoruz. Bence meseleyi ileriye almamız lazım.Türk girişimcisi daha şimdiden bu yeni elektronik çağın sunduğu imkanların farkına varmıştır.

Devlet olarak yapmamaız gereken İnternet teknolojisindeki en son gelişmeleri Türkiye'ye getirecek alt yapı yatırımlarına hız vermek olacaktır. Bu toplantının bana verdiği mesaj, benden istediği de budur. Ben Türkiye'de senelerdir elektrik hatlarını takip ederim, elektrik santrallerini takip ederim. Türkiye'nin her tarafına elektrik ulaşsın diye uğraşıyorum.Senelerdir yol takip ederim, Türkiye'nin her tarafına yol ulaşsın diye uğraşır dururum. Türkiye'de okul takip ederim, Türkiye'nin her yerine okul ulaşsın diye uğraşır dururum. Şimdi de bir görev daha üstlenmiş oldum. O da Türkiye'nin her tarafına İnternet alt yapısı ulaştırılmasıdır.

Türkiye üniversiteler kuruyor, Türkiyenin her tarafına bilgi, teknoloji kültürü vermeye çalışıyor. Daha doğrusu ülkenin her köşesine bu bilgi teknolojisi, kültürü yüksek seviyelere bilim üniversitelere ilim irfan müesseselerine üniversiteler kurup onları geliştirmeye çalışıyor ve bu üniversitelerimizin hemen hemen hepsinde İnternet bağlantısı vardır. 10 gün önce kadar 100.yıl üniversitemizin de İnternete bağlı olduğunu size söylemeliyim. Erzurum üniversitemiz bağlıdır, Van üniversitemiz bağlıdır, Kars üniversitemiz bağlıdır. Yani bir üniversitemiz başlangıçta bir yanda rektörün binası yokken öbür taraftan İnternete bağlanmışlardır.

İnternettir gidiyor, bunun ne olduğunu bilmiyor kimse daha. Ama benim üniversitelerim Türkiye sathında her yerde İnternete bağlı olmayı yarış haline getirmişler ve kendi icraatlarının gündeminde birinci sıraya İnternete bağlanmayı koymuşlar. Bu da çok ümit verici Türkiye'nin geleceği açısından.

İnternet eğitim alanında önemli dönüşümlere yol açacaktır. Bilgi kaynağına ulaşımı demokratikleştiren eğitim anlayışını da değiştirmektedir.

Eğitim öğretim okul sınırlarının dışına taşmaktadır. Evet bu iletişim devrimi esasen bütün dünyada, uygar toplumların en iyi eğitim yapıldığını zannettiğimiz ülkelerde sadece sayı bakımından değil kalite bakımından en iyi yapıldığını sandığımız ülkelerde dahi eğitim tümüyle kökünden değişmekte. Daha bugünden ABD gibi, Fransa gibi, İngiltere gibi, Almanya gibi kalkınmışlıklarını ve dünyadaki diğer rollerini eğitimdeki yüksek seviyelerine borçlu olan ülkelerin hepsinde bundan sonraki eğitim nasıl olacak tartışılmaya başlanmıştır. Mevcut sistemlerine büyük bir şüpheyle, kaygı ile bakarak tartışılmaya başlanmıştır. Aslında bu iletişim devrimi önümüzdeki zaman içinde İnternet devriminin parçalarından birisidir. Bizim önümüzde zaten tartışmakta olduğumuz eğitim sistemimizi yeni baştan, yani devrimci bir biçimde yeni baştan düzeltmemizi gerektirecek şekilde tartışmamız lazım.

Ayrıca, okullarda İnternet kullanımının yaygınlaşması eğitimin, öğretimin kalitesinin dünya standartlarına yükseltilmesinde en etkili araçlardan biri olmaktadır. İnternet haftası ile birlikte başlatılan "Bir Okulu İnternete Bağla" kampanyasına büyük önem atfediyorum. Bu kampanyanın genel bir seferberliğe dönüştürülmesini en kısa zamanda bilgisayarı olmayan, İnternete bağlanmayan okul kalmamasını istiyorum. Şahsen böyle düşünüyorum. Bakın uygarlığın ne kadar ağır baskısı altındayız.

Ben İstanbul Rumeli Kavağı'nda okul açmakla meşkuldüm. Okul açmaktaki amacım şuydu: İstanbul gibi bir yerde 60-70 tane çocuk bir sınıfta okuyor. Devletin gayesi bunu ençok 25-30'a indirmektir. Ama 60-70 tane çocuk bir sınıfta okur. Evvela çocuklara derslik yapalım, derslik kuralım ve öğretmen bulalım. Derslik artı öğretmen artı çağdaş araçlar. Şimdi kampanya açıyoruz. Kampanyanın birisi yürüyor. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, bu ülkenin çocukları geleceğimizdir. Bu bilinçli geleceğin hepimiz için güven verici olması lazım. Güvence dediğim şudur: Bu gelecek sağlam bir gelecektir ve sağlamlığın ölçüsü de şudur: Büyük Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşamalıdır. Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ve Türk toplumu olarak, Türk milleti olarak bize ne yapıyorsunuz diye sorulduğu zaman biz sonsuza kadar yaşamanın, yaşatmanın yollarını arıyoruz. Onu da geliyoruz çocuklarımızda buluyoruz. Ve kuşaktan kuşağa sağlam nesiller yetiştirmek suretiyle bağlılık kuruyoruz. İşte buraya geliyorsunuz, çocuklar okuyacaktır, ülkenin her köşesinde bu ülkenin çocuğu okuyacaktır. İyi okuyacaktır. Bunun altını çiziyorum, iyi okuyacaktır. Mesele bir okuldan diploma almak filan değil. Okulu okudum dediği zaman, ayağını hayata bastığı zaman yeni arayışların içinde olmayacak, oraya ilerleyecek durumda olmalıdır. Bunun gereği neyse yapılacaktır. Araç ise araç, İnternet ise İnternet.

İnternet, biraz evvel anlatmaya çalıştığım 21. yüzyılın üniversitesini bugünden şekillendirmektedir. Sanal üniversite, ağ üniversitesi gibi yeni kavramlar, bilgisayar teknolojisi, İnternet teknolojisinin yeni uygulamaları dünyada şimdiden hayata geçirilmektedir. Bu üniversitelerin iletişim ve bilgisayar alt yapılarının geliştirilmesi sorununu ortaya koymaktadır.

Değerli misafirler, bilgi çağı ile birlikte dünyada artık yeni bir kalkınma anlayışı geçerli olmaya başlamıştır. Kalkınma artık sadece devletin zenginleşmesi olarak görülmemektedir. Gerçek kalkınma bireyin mutluluk ve refahının azami iyileştirilmesiyle irtibatlandırılmaktadır. Buna insan merkezli kalkınma modeli denilmektedir. Bu bağlamda bireyin yaratıcılığının teşviki anahtar bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun üstünde çok hassaslıkla duruyorum. Araştırmaya ve yeniliğe önem vermek demektir bu.

Kişileri güçsüz bir toplum mümkün değildir. Güçlü bir toplum istiyorsanız kişileri güçlü bir toplum olacaktır. Güçlü bir devlet istiyorsanız toplumu güçlü bir ülke meydana getireceksiniz.

Bu kavramlar 21. Asra girerken devlet yönetenlerin değil, toplumların ve toplumların mensuplarının tümünün sorumluluğumdadır. Demokrasiyle kalkınma birbirlerinden ayrılamaz ikiliyi oluşturmaktadır. Yaratıcı gücün değişimin hizmetinde olan devlet anlayışı ancak demokrasinin yaşadığı toplumlarda vardır. Eşitlik=hürriyet olmadığı yerde yaratıcılıktan bahsedemezsiniz.

Bir milletin yaratıcı gücünden yararlanmayan hiç bir ülke kalkınmada başarılı olamaz. Bir milletin fertlerinin yaratıcı gücüyle başarılı olmanın sırrı maddi yatırım değil manevi yatırımdır. O ülkenin değil, vatandaşların korkusuz, vatandaşların iyi yetiştirilmiş olmasına bağlıdır. İnsan kaynaklarının beşeri yatırımı olmalıdır ve bunun çok kısa zamanda netice vermesi beklenemez. Bu çok uzunca dönem vadesiyle olur. Orta vadede hatta ortanın altında bir vadede bir ülkenin vatandaşları eğer iyi yetiştirilmişlerse bu ülkenin vatandaşları mutlaka neticelenecektir.

İnternet çok sesliliğin, saydam yönetim anlayışının ve demokratikleşmenin güçlenmesi bakımından son derece geniş imkanlar vermektedir. Önümüzdeki yüzyılda bilgi kullanımındaki demokratikleşme ve saydamlaşma siyasete katılımı dahada kolaylaştıracaktır. Bilgi paylaşımının sınırlarının genişlemesi, sivil toplumun dinamizmi, yaratıcı enerjisini besleyerek demokrasi kültürünü güçlendirecektir. İnternet vatandaşa yakın devlet anlayışının gelişmesinde katkıda bulunacaktır. İnternet vasıtasıyla devletle vatandaş arasındaki etkileşim daha sağlıklı bir çerçeveye gelecektir.

Değerli misafirler, küreselleşme olgusu, bir yanda küresel ve bölgesel entegrasyonu kaçınılmaz hale getirirken, diğer yandan da rekabeti dünya ölçülerine yaymaktır. Bilgi otoyollarında sadece bilgi değil sermaye ve fikirler de baş döndürücü bir hızla dünyayı dolaşmaktadır. Bu gelişmeler çerçevesinde günümüzde dünyayla bütünleşme farkı mutlaka göğüslenmesi gereken bir meydan okuma haline gelmiştir. Cumhuriyet Türkiye'sinin çağdaşlaşma ve aydınlanma projesi küreselleşme olgusunun bugün kazanmış olduğu boyutlar çerçevesinde daha büyük önem kazanmıştır. Çağdaş Türkiye'nin her kurumu uygar dünyanın standartlarını yakalamak zorundadır. Uygar dünyanın standartlarını yakalamak Türkiyedeki her kurumun sadece zorunluluğu değil sorumluluğudur. Diğer bir deyişle, her kurumumuz küresel düzeydeki rekabete uyum gösterecek şekilde yapılanmak zorundadır. Kim neyi yapıyorsa uygar dünyada benzeri kurumlarda bakacak, aslen yaptığını onlar kadar iyi yapacak. Ben kimseye kötü bir laf söylemiyorum. Bu iddia hepinize açık.

Başkaları neyi yapıyorsa asgari onlar kadar iyi yapmak değil, onlardan daha iyi yapmayı hedefleyeceğiz. Alt çizgisi en az onlar kadar iyi yapacak herşeyde. Bu ve bunu her işinizde yapacaksınız, herkes birbirine telkin edecektir. Bir kişi yalnız başına olduğu zaman kendi kendine telkin edecektir. Başka türlü yücelme olgusunu yerine getiremez. Yücelme kişilerin içindeki şevke bağlıdır. Bu araçtan yani İnternet aracından azami şekilde faydalanmalıyız. Mutlaka faydalanmalıyız. Bunun için şu adımlar atılmalı:

Bilgisayar kullanımı yaygınlaştırılmalı. Bu çerçevede bilgisayar çalışanından alınan katma değer vergisinin sıfırlanması dahil gereken teşfik yapılmalı, uygulamaya konulmalı. Biraz evvel Sayın Ulaştırma Bakanı törenin başında da söyledi, bilgisayar demirbaş malzeme olmaktan çıkmalı. O kadar çok yeni teknolojiler geliyor ki demirbaş malzemesi değil tüketim malzemesi olarak kullanabilirsiniz.Yani şunu demek istiyorum; bunları demirbaş kaydına alıp da aman zayi olmasın diye üstüne oturursanız gene teknolojinin gerisinde kalırsınız. Yenisi çıktığı zaman eskisini atıp yenisini kullanacaksınız. Masraflı bir iş bu diyeceksiniz, zaten uygarlık masraflı bir iş.

Türkiye'deki mevcut İnternetin alt yapısı son teknolojik gelişmelere uygun olarak yenilenecektir. Bu bağlamda data, ses ve görüntü iletişiminin aynı fiber optik kablo kanallarından eş zamanlı olarak taşınmasını sağlayacak fiziki yatırımların gerçekleştirilmesine temel öncelik verilecektir.

Türkiye'de dünya İnternet otoyoluna fiziki çıkış imkanları geliştirecek ve süratlendirilecek alt yapı yatırımları bir an önce tamamlanacaktır. İnternet kullanım ücretleri asgariye indirilecek ki kullanılsın. Ben size bugün iletişim teknolojisinde dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki standart neyse Türkiye'de o seviyeye ulaşması için gereken herşey yapılmalıdır diyorum. Yani benden istediğiniz, benden beklediğiniz budur. İnternete sahipliği de böyle anladım. Binaenaleyh, size söylediğim şeyleri devletin bütün ilgili kurumlarına, hükümete ve parlementoya, aynı şekilde kamuoyuna telkin edeceğim, onların takipçisi olacağım.

Değerli misafirler halen içinde bulunduğumuz ve son 2 yılına girdiğimiz 1000 yılın büyük bir bölümüne yöneticisi olduğumuz çok uluslu bir dünya imparatorluğu ile damgamızı vurduk. Ancak bu 1000 yılın en önemli dönüm noktalarında gerekli adımları zamanında atamadık. Aydınlanma çağının dünyayı geliştiren ülke yapıtlarına, sanai toplumunun dinamizmine uyum sağlamakta geciktik. Bu gecikmenin bedelini ödemek de biraz zor oluyor. Biz çok uluslu bir imparatorluğu tasfiye etmek zorunda kaldık. Cumhuriyetimizi kuran kuşak bilimde ve teknolojide geri kalmanın nelere mal olduğunu bizlere öğretti. Bir kere daha geç kalmamalıyız.

Büyük Atatürk'ün çağdaş uygarlık düzeyine erişme hedefi doğrultusunda yolumuza kararlılıkla devam etmeliyiz. Bu bigi çağının önde gelen ülkelerinden biri olmalıyız. Büyük Atatürk'ün belki şu sözleri bence hiç unutulmamalıdır, hiç bir sözü unutulmamalıdır aslında. Gençlere söylediği sözler; "Bilim ve teknolojiyi rehber alınız, kendinize yönetici alınız. Eğer benim manevi mirasçım olmak istiyorsanız."

Evet bu ülkenin gençleri büyük Atatürk'ün manevi mirasçısıdır. Onlara bilim ve teknolojiyi rehber alanlara miras bırakmıştır. İnternet bilim ve teknolojinin bu günkü çağda, bu ülkenin insanlarının önünde geliştirdiği ve önde gelen çok önemli bir fırsattır. Bu fırsattan sadece bu ülkenin gençleri değil her vatandaşı yararlanma imkanlarını bulmalıdır. Bu bizim çağdaş Türk devletinin vatandaşı olma, vatandaşlarımızı çağdaş Türk devleti vatandaşı yapma ve 75 yıldır sürdürdüğümüz medeniyetçilik kavgasındaki şiarımızdır ve hedefimizdir ve bu meşaleyi takip etmeye devam edeceğiz. Daha iyi şeyler karşımıza gelecek onları benimsiyeceğiz. Yani bizim iddiamız uygar dünyanın gerisinde kalmamak. Daha da iyisi çağdaş topluma sahip olmak, çağdaş tüketiciye sahip olmak iddiasıdır. Mutlu insanların yaşadığı bir Türkiyedir. İşte bunun gerekleri neyse bunların hepsinin yapılmasıdır.

Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.